YanMenu

29
May

Basın açıklaması

Dilovası’nda kurulu Systemair HSK işyerinde çalışan işçilerin sendikamıza üye olmasının ardından şirket yönetiminin üyelerimize yönelik uyguladığı işten çıkarma, ücretsiz izin ve fiziki-psikolojik baskı kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Sendikamız ilk günden itibaren ulusal ve uluslararası kamuoyunu objektif ve düzenli olarak bilgilendirmiştir. Öte yandan şirket yönetiminin sendikalaşmaya yönelik tahammülsüz tutumundan vazgeçerek, işyerinde çalışan işçileri temsil eden sendikamızla görüşmelere başlaması için girişimlerimiz de kesintisiz olarak sürdürülmüştür.


Ancak Systemair HSK yönetiminin çalışma barışı için çözüm yolları aramak yerine hukuksuzlukta ısrarı sürüyor. Dün kamuoyuna yapılan ve baştan sona bugüne kadar şirket yönetiminin sergilediği hak ve hukuk tanımayan tutuma dayanak oluşturma niyeti taşıdığı anlaşılan açıklama da bu yöndedir.

Şirket yönetimi yaptığı açıklamada sendikamızın üye sayısı olarak işyerinde yeterli çoğunluğu sağlamadığını, Bakanlığa kendilerine sadece sendikamızın işyerinde yetki tespiti isteminde bulunduğunu bildirdiğini ifade etmektedir. Oysa sendikamız işyerinde 6356 sayılı yasanın aradığı yeterli üye çoğunluğunu sağlamış, Çalışma, Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bu çoğunluğu kayıtlardan tespit etmesi için 9.10.2020 tarihinde başvuruda bulunmuş, Bakanlık incelemesini tamamlayarak işyerinde sendikamızın işçileri temsil etmek için yasanın aradığı üye çoğunluğuna sahip olduğuna dair “çoğunluk tespit belgesini” 15.10.2020 tarihinde tarafımıza iletmiştir.

Bu belge aynı zamanda işyerine de ulaşmıştır. Şirket yönetiminin açıklamasında yer alan “işyerinde sendikanın yetki alabilmesi için gerekli çoğunluk şirketimizde sağlanmamıştır” ifadesi doğru değildir. Belgesi bu açıklamamızın ekinde yer almaktadır.

Açıklamada sendikamızdan “yetkilendirilmemiş sendika” diye söz edilmektedir. Aynı açıklamada “en önemli değerimiz çalışanlarımızdır” da denmektedir. Hatırlatmak isteriz. Sendika, yetkisini en başta işyerindeki çalışanlardan alır. Şirket ise en önemli değerim dediği çalışanlarını, sendikalı oldukları için cezalandırmayı seçmiştir.

Şirketin yaptığı açıklamada ücretsiz izinlerin “sendikanın faaliyetlerinin pandemi dönemiyle birlikte arttırdığımız önlemleri sekteye uğratması sonucu, çalışanlarımızın kendi sağlıklarına yönelik endişe duymaya başlaması” nedeniyle uygulandığı ileri sürülmektedir. Sendikalaşma nedeniyle işçileri işyerinden uzaklaştırarak cezalandırmaya bulunan bu kılıf oldukça yaratıcı olmuştur. Hatırlatmak isteriz ki sendikamız işyerinde çoğunluk tespitini henüz almıştır. Bu süre zarfında ne şirket içinde, ne şirketin eklentilerinde herhangi bir sendikal faaliyette bulunmamıştır. Ayrıca işyerinde sendikal faaliyet işçilerin sağlık ve güvenlik koşullarını bozmaz, aksine iyileştirir. İşçilerin sağlık ve güvenlik koşullarını bozan işyerinde uygulanan baskı, ücretsiz izin uygulaması ve işten çıkarmalardır. Bunu anlayabilmek için uğradığı baskı nedeniyle fabrikanın nizamiyesinde rahatsızlanan üyemizin kamuoyuna yansıyan görüntülerini izlemek yeterlidir.

Özetle, şirket yönetiminin yaptığı açıklama, bugüne kadar uygulanan hukuksuzluklara dayanak oluşturmaktan uzaktır.

Oysa olanlar tüm açıklığıyla göz önündedir. Systemair HSK’da ulusal ve uluslararası normlarla güvence altına alınan temel işçi haklarını tümüyle çiğnenmiştir. Tek tek sıralamak gerekirse;

- Systemair HSK’da işçilerin Anayasal hakkı olan sendikalaşma özgürlüğü engellenmekte,

- Sendika üyesi olan işçilere ayrım yapılmakta,

- Sendika üyesi olan işçilerin sendika üyeliğinden istifa etmeleri için baskı yapılmakta,

- Sendika üyesi olan işçiler tek taraflı ücretsiz izini çıkarılmakta ve bu şekilde fabrikadan uzaklaştırılarak cezalandırılmakta,

- Sendika üyesi olan işçiler (dışarıda bekleyen arkadaşlarına selam verdikleri için) tazminatsız işten çıkarılmakta,

- Fabrika içindeki üretim olağan olmayan bir planlamayla bir başka tedarikçi şirkete kaydırılmakta,

- İşçilerin sendikal temsiliyeti tanınmamaktadır.

Sorunun hala çözümü olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Şirket yönetiminin yapması gereken, tek bir dakika kaybetmeksizin işçilerin sendikal temsiliyetini tanımaktır. Ücretsiz izin uygulaması ayrımsız sona ermeli, atılan işçiler geri alınmalı, sendika ile görüşmeler biran önce başlamalıdır. Systemair HSK’da iş barışını sağlamanın tek yolu budur.

 

BİRLEŞİK METAL-İŞ
Genel Yönetim Kurulu

Kıdem tazminatlarımıza yönelik tehdit yakınlaştı.

TBMM yaz tatiline girerken aceleyle çıkartılan 11. Kalkınma Planı içinde kıdem tazminatlarımızın fona devredilmesi ifadesi de yer aldı.


Kıdem tazminatlarımıza yönelik tehdit yakınlaştı.

TBMM yaz tatiline girerken aceleyle çıkartılan 11. Kalkınma Planı içinde kıdem tazminatlarımızın fona devredilmesi ifadesi de yer aldı. Kabul edilen 11. Kalkınma Planında yeralan ifade aşağıdaki gibidir; "Bireysel emeklilikteki otomatik katılım sistemi sistemde kalış süresi ve fon tutarını artıracak şekilde yeniden düzenlenecek ve bireysel hesaplara dayalı kurulacak kıdem tazminatı fonu ile entegre edilecektir"

Bunun açık ifadesi kıdem tazminatlarımız, Bireysel Emeklilikle birleştirilmek adı altında iç edilecek demektir. Muhalefet tarafından metinden bu cümlenin çıkarılması için yapılan öneri ne yazık ki AKP ve MHP milletvekilleri tarafından reddedilmiştir.

Bu gelişme kırmızı alarm demektir ve tehlikenin iyice yaklaştığını göstermektedir. Sendikamız için “kırmızı gömleklerimizi” giymenin zamanı gelmiştir.

Çünkü neredeyse yüzyıla yakın zamandan beri elimizde olan bir hakkımıza el konulmak istenmektedir. Oysa bu hak bizden önceki kuşakların büyük mücadelelerle adeta söke söke elde ettiği, geliştirdiği ve elimizde kalan son kalemizdir.

  • Kıdem tazminatlarımız bizler için birikmiş emeğimizin kısmen karşılığıdır.
  • İşverenlerin keyfi işten çıkarmalarına karşı caydırıcı bir etkendir.
  • İşçilerin yıpranmışlığının bedeli ve liyakatının karşılığıdır.
  • İşsiz kalan işçinin bu zor döneminde geçimini teminetmesi için bir dayanaktır.
  • İşçinin emekliliğinde aldığı bir ikramiye gibidir.
  • Ücretlerin son derece düşük olduğu ülkemizde ücretin ödenmeyen kısmıdır.

Şimdi bizden bütün bu kazanımlarımızdan vazgeçmemizi ve tazminatlarımızın fona devredilerek hiç edilmesini onaylamamızı bekleyenlere gereken en sert cevabı vereceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

İşvereni kıdem tazminatı vermekten kurtaran, işçinin işten çıkartıldığında kıdem tazminatı almasını engelleyen, üstelik en az 15 yıl bu tazminatı almaktan alıkoyan veya ancak emekli olduğunda yararlanabileceği ve bunu da miktar olarak şimdiki miktarın üçte biri oranında elde edebileceği bir sadakaya dönüştüren bu tasarıyı şiddetle reddediyoruz.

Amaçları bellidir; İşverenleri yük olarak gördükleri kıdem tazminatından kurtarmak ve işçilerin bu hakkını da gasp ederek tamtakır ettikleri kasalarına yeni kaynak yaratmak.

Buna müsaade etmeyeceğiz. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası olarak kıdem tazminatlarımızın yok edilmesi anlamına gelecek bu fon hazırlığı karşısındaki tavrımız çok nettir ve bu kararlılığımızı tüm kamuoyu nezdinde hatırlatmayı bir görev addediyoruz.

 

BİRLEŞİK METAL-İŞ
Genel Yönetim Kurulu


 

1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü'nde sendikamıza üye metal işçileri, İstanbul Saraçhane Meydanı'nın yanı sıra İzmir, Bursa, Eskişehir, Karabük, Mersin, İskenderun ve Kırşehir'de de alanlardaydı. Enflasyona ve hayat pahalılığına karşı gelirde ve vergide adaletin sağlanması, iş cinayetlerinin önlenmesi, sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması, kadın cinayetleri ile işyerlerinde cinsiyete dayalı ayrımcılıkların son bulması, işçilerin öne çıkan talepleri arasındaydı.

1 Mayıs 2024 İzmir-Mersin fotoğrafları için: https://www.facebook.com/media/set/?set=a.916434377190735&type=3

1 Mayıs 2024 Bursa-Eskişehir fotoğrafları için: https://www.facebook.com/media/set/?set=a.916370520530454&type=3

1 Mayıs 2024 Karabük-İsknderun-Kırşehir fotoğrafları için: https://www.facebook.com/media/set/?set=a.917265337107639&type=3

1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik mücadele ve dayanışma günü. Dünyanın dört bir yanında işçiler ve tüm ezilenler yaşadıkları sorunları dile getirmek, taleplerini yükseltmek için meydanlarda buluşuyorlar. İşçileri ve onların taleplerini duymazdan gelmek ve bu talepleri toplumla buluşturmayı engellemek için yıllardır İstanbul'da yalıtılmış meydanlarda 1 Mayıs'ın kutlanmasını bize dayatıyorlar.

Türkiye kritik bir dönemden geçiyor; emekçi kesimlerin kazanılmış haklarını elinden almak için fırsat kollayan siyasal iktidar, uygulanan sermaye yanlısı ekonomik politikaların faturasını halka çıkartmaya çalışıyor. Hayat pahalılığının, artan vergilerin altında inim inim inleyen işçilerin, emekçilerin, emeklinin seslerine kulaklar sağır. Sendikal hakları gasbedilen, her geçen gün artan sömürü koşullarında, iş cinayetlerinde canlarını yitiren geniş emekçi kesimlerin demokrasi özlemine kulaklar sağır. MESEM kapsamında sömürülen çocuklarımızın acılarına duyarsızlar.

Bu koşullar altında Türkiye'nin en önemli meydanını Anayasa Mahkemesi'nin kararına rağmen emekçilere kapatmayı bir maharet sanan antidemokratik zihniyetle karşı karşıyayız.

Her şeyden önce 1 Mayıs meydanı tek adamın mülkü değildir. İşçilerin, emekçilerin ezilenlerin seslerini nerede, nasıl  ve hangi koşullarda duyuracaklarına karar verecek olan merci tek adam değildir.

İşçi sınıfı açısından son derece tarihi bir öneme sahip olan Taksim Meydanı, hem 1 Mayıs 1977 yılında kaybettiklerimizin anısının hem de mücadeleyle kazandığımız bir tarihi sürecin simgesidir.

Bu kapsamda sendikamız, konfederasyonumuz DİSK’in çağrısıyla Taksim'e yürümek için Saraçhane Meydanı'nda toplanmıştır. Örgütlü olduğumuz fabrikalardan işçi sınıfının taleplerini dile getirmek için gelen üyelerimizin anayasal hakkı keyfi bir şekilde gasbedilmiştir. Bu durumu kabul etmiyoruz.

Bugün meydanları kendi tercihleri doğrultusunda istedikleri şekilde emekçilere açıp kapama hakkını kendinde görenler, tarihe antidemokratik tutumlarıyla geçeceklerdir. Anayasa Mahkemesi'nin kararını ve işçilerin, emekçilerin mücadeleleri ile kazandıkları evrensel haklarını tanımayanlar, elbette yenileceklerdir.

İşçi sınıfının iradesinin yok sayılmasının elbette ki egemenler açısından bir nedeni vardır. Kıdem tazminatı hakkımızı, emeklilik hakkımızı, sendikal özgürlüklerimizi, insanca bir yaşam talebimizi gasbetmek için tek araçları baskıcı bir rejimdir. Biz 1 Mayıs meydanında ekmeğimiz ve özgürlüğümüz için daha güzel bir dünya umudunu; emeğin, barışın ve demokrasinin sesini ve taleplerimizi yeniden Taksim Meydanı'nda haykıracağımız günlerin özlemini, toplumun büyük bir kesiminin desteğini kaybetmiş olan siyasal iktidarın yenilgisi ile birlikte bir demokrasi şöleni ile buluşturacağız.

Taksim özlemimiz, gündüzleri işsiz kalınmayan, geceleri aç yatılmayan ekmek, gül ve hürriyet günlerine olan özlemimizin bir parçasıdır. Yarından itibaren daha güçlü bir iradeyle fabrikalardan, işyerlerinden başlayarak taleplerimizi yükselteceğiz. Haklı taleplerimizi Taksim başta olmak üzere tüm meydanlara taşıyacağız.

Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın Taksim mücadelemiz!